• https://www.facebook.com/search/top/?q=morisfis
    • Moris Fis
    • Hayat Treni durana kadar......
48 SENEDE NELER OLDU ?

www.selenkordon.com
Meslekte 68.YIL

 




41.Yaşgünü Pastam

42. Yaşgünü Pastam


43.Yaşgünü Pastam



44.Yaşgünü pastam


45.Yaşgünü pastam

46.Yaşgünü Pastam




47.Yaşgünü Pastam



48.Yaşgünü Pastam


 

 

 

 

 

Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam37
Toplam Ziyaret996078

SAĞLIK

 Boğazınız kaşınıyorsa;kulağınızı kaşıyın.

Çişiniz mi geldi;seks düşünün geçer.

 İğne olurken öksürünce acı azalır.

 Sarhoşken dengenizi sağlamak için elinizi sabit duran bir şeye koyun .

Gürültülü ortamda sadece sol kulağınızı tıkayın.

Telefonda daha rahat konuşabiliriniz.

 Reflünüz varsa sola dönük uyuyun.

Koşarken sol ayağınızı yere vurun


 

Beyninizi canlı tutmanın 10 yolu

 

Minneapolis Nöroloji Kliniği'nde hafıza üzerine 30 yıldan fazla çalışan nöroloji uzmanı Fritz Strobl'dan 10 tavsiye. Zihnimi nasıl canlı ve keskin tutabilirim?

Beyin egzersize ihtiyaç duyan bir organdır öncelikle bunu asla unutmayın. Beyin vücudumuzun bilgisayarıdır ve devamlı yeni bir bilgiye ihtiyaç duyar. Atalarımızın söylediği "işleyen demir ışıldar" sözü aslında en çok da beynimiz için geçerlidir. Bulmaca çözmek, satranç, dama gibi oyunlar oynamak, gazete okumak gibi her gün yapacağınız basit aktivitelerle beyin egzersizi yapmış olursunuz.

 Spor sağlıkla ilgili gereksinimlerin hepsinde karşımıza çıkıyor. Ruh sağlığı, kalp sağlığından diyabete kadar bedensel hastalıkların hepsinde ve beynimiz için de. Egzersiz yaptığınızda beyninize kan hücum eder ve egzersiz ayrıca depresyonu atlatmanıza, moralinizi düzeltmeye de yarar. Hatta vücudun yeni beyin hücresi üretmesine yardımcı olur. Günlük 30 dakika tempolu yürüyüşle egzersize başlayın.

Sigara içmek sadece yaşam sürenizi kısaltmaz aynı zamanda felç riskini de artırır. Beyin bu süreçlerden büyük zarar görür. Fazla alkol alan kişiler için de durum oldukça tehlikeli. Alkolün beyne verdiği zarar kolay farkedilmiyor ama geri dönülmez sonuçlar doğuruyor.

Ne kadar uyumalıyım sorusunun tek bir cevabı var; "Sabah kalktığınızda kendinizi dinç hissettirecek kadar." Uzmanlara göre bu 6 saatte olabilir 10 saatte olabilir. Düzenli uyku hafızanızı korumaya yardımcı olur. Eğer devamlı olarak uykunuz bölünüyorsa ya da horlama şikayetiniz varsa doktora görünmelisiniz. Ayrıca bu uyku apnesinin de göstergesidir.

Beynin ihtiyaç duyduğu oksijen ve glukoz çok kritik ihtiyaçlardır ve beyin bunları depolayamaz bu yüzden kandaki düzeyler dikkatle incelenmelidir. Kolestrol ve damar içi yağlanma damarların tıkanarak beynin beslenmesine de engel olur. Günlük besinlerinizde omega-3 içeren ceviz, balık gibi besinleri asla ihmal etmeyin. Ayrıca büyükannelerin "kahvaltı yap zihnin açılsın" tavsiyesinin de doğruluğu da kanıtlandı. Dengeli bir kahvaltı yapmanın beyin fonksiyonlarını artırdığı ve zekayı geliştirdiği ortaya çıktı.

 

Genel muayenenin önemli ülkemizde yeteri kadar anlaşılamasa da birçok ciddi hastalığın erken teşhisini ve önlenmesini sağlıyor. Genel muayenede tiroid seviyeleri, B12 Vitamini ve D vitamini seviyelerinin olduğu rutin kan testleri muhakkak olmalı. Bu sonuçlarda bir takım dengesizlikler tespit edilirse vitamin takviyeleriyle ilerlemeden sorun çözülebilir.

Yapılacaklar listesi gününüzü planlamak için en iyi yoldur her zaman. Gözünüzün önünde bir liste olması demek kafanızın başka şeylerle meşgul olmaması ve işlerinizi bir sıraya rahatça koyabilmeniz demektir.

Günde bir fincan kahvenin Alzheimer'a karşı etkili bir savunma sağladığı son yapılan araştırmalarda bulundu. Ayrıca kahveden daha az miktarda kafein barındıran çayın içinde daha fazla antioksidan bulunuyor. Çikolata da lezzetli olmasının yanı sıra kafein içeriyor ve beyin fonksiyonlarının harekete geçmesini sağlayan maddeler içeriyor. Ayrıca bitter çikolata da daha faydalı bulunuyor.

Araştırmalara göre insanların birçoğu için seks "beyinde" yaşanıyor. Aşık olunan insanla yaşanan cinsellik çok daha fazla rahatlama sağlıyor ve daha sağlıklı. Ayrıca seksin stres hormonunun salgılanmasını azalttığına dair kanıtlar var.

Yeni insanlar tanımak, iletişim kurmak, eğlenmek zihni harekete geçirir ve taze tutar. Ayrıca iyi dostlarla güzel vakit geçirmek stresi önler.


Oturarak çalışanlar bunu yapsın

OTURARAK ÇALIŞANLAR BUNU YAPSIN Saatlerce bilgisayar başında çalışmak, vücut yapısına uygun olmayan koltuklarda oturmak, ağır yük taşımak, yanlış pozisyonda eğilme, kaldırma ya da çekme gibi fiziksel güç gerektiren işlerde çalışmak, bel, boyun, sırt ve omuz ağrılarına yol açıyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. İsmail Özturan, yaptığı açıklamada, yoğun iş temposuna bağlı ofis ve işyeri ağrılarının yaşam kalitesini bozduğunu söyledi. Ergonomi teriminin Yunanca iş anlamına gelen “ergos” ve yasa anlamına gelen “nomos” sözcüklerinden oluştuğunu ifade eden Özturan, genel anlamda yaşamın insana uydurulmasını hedefleyen ve insan kullanımına yönelik tasarım, çalışma ve yaşama koşullarının en uygun hale getirilmesini amaçlayan uygulamaların bütünü olduğunu belirtti. Özturan, geçmişte işe bağlı kas iskelet hastalıklarının ağır fiziksel aktivite ile çalışanlarda görüldüğü düşünülürken, günümüzde bilgisayar kullanıcılarının da işe bağlı kas iskelet hastalıkları için yüksek risk altında olduğunun kabul edildiğini ifade etti. Bilgisayar kullanıcılarında işe bağlı kas iskelet hastalıklarının, en sık boyun ve üst ekstremitelerde daha az sıklıkta ise sırt ve belde görüldüğünü anlatan Özturan, bu rahatsızlıkların çalışma hayatında iş verimi, maliyet ve çalışanların yaşam kaliteleri üzerinde oldukça önemli etkiler yarattığını dile getirdi. Üst ekstremit hastalıklarının boyun ve omuz ağrıları olduğunu belirten Özturan, kişinin işini yaparken aldığı kötü postür veya fiziksel pozisyonun, çalışırken harcadığı kuvvetin, tekrarlayıcı hareketlerin ve soğuğa maruz kalma gibi durumların boyun ağrıları için ergonomik risk faktörleri olduğunu söyledi. KALDIRMA İTME GİBİ HAREKETLERİ YAPANLARDA BEL AĞRISI RİSKİ 3 KAT FAZLA Özturan, karpal tünel sendromunda (KTS), tipik olarak elin ilk 3 parmağında olan özellikle gece artan yanıcı ağrı, hassasiyet, uyuşukluk ve karıncalanmanın söz konusu olduğunu ifade etti. Elde sıkı yumruk yapma hareketi sırasında el bileğinin küçük parmak yönüne kaydırılması ile ağrı oluşabildiğini de belirten Özturan, “Kolaylıkla kıvrılan parmakların açılırken zorlanma ve sonrasında ses çıkararak açılması ile karakterize olan 'tetik parmak' durumu olabilir.

Tenisçi dirseği halinde de dirsek, dış yüzünde ağrı ile kendini belli eder. Torasik çıkış sendromu diye isimlendirilen durumda özellikle kolun iç yanına ağrı ve uyuşukluk yayılır” diye konuştu. Özturan, kaldırma, indirme, itme, çekme, taşıma, tutma gibi kombine hareketleri yapan işçilerin, diğer işlerde çalışanlara oranla 3 kat daha fazla bel ağrısına yakalandıklarının tespit edildiğini kaydetti.

OTURARAK ÇALIŞANLAR 45 DAKİKADA BİR 5 DAKİKA DOLAŞMALI Basit bazı ergonomik kuralları bildiren Özturan'ın verdiği bilgiye göre, ayakta dururken mümkün olduğunca sabit pozisyonda kıpırdanmadan durulmaması, sırayla ayaklara ağırlık aktararak pozisyon değiştirilmeli. Sabit durulacaksa sırtın düz olması, aşırı çukurlaştırmamasına dikkat edilmeli. Eğer uzun süre ayakta durmayı gerektiren bir aktivite yapılacaksa, bir basamağa sıra ile ayaklar kaldırılarak ağırlık aktarımı yapılmalı. Oturma durumunda sırt arkaya tam olarak yapıştırılmalı. Bele küçük bir yastık konulabilir ve dik oturulmalı. Dizlerden birinin veya ikisinin kalçadan yukarıda olmasına dikkat edilmeli. Kol destekli iskemleler tercih edilmeli. Masada oturma pozisyonunda iskemle kişinin omurga yapısına, boy ve kilosuna uygun olmalı. İskemlenin yüksekliği ayarlanabilir olmalı, oturulduğunda ayaklar yerde iken uyluklar yere paralel olacak şekilde yüksekliği ayarlanmalı. Sert kenarlıklı iskemleler uyluklardaki kan dolaşımını bozabileceğinden yumuşak kenarlıklı iskemle seçilmeli. Zeminde kolay yer değiştirmesi amacıyla iskemle tekerlekli olmalı; iskemlenin bel desteği yoksa küçük bir yastık veya havlu rulosu kullanılmalı. Bükülmeyi önleyici iş yeri düzenlemesi yapılmalı. Bilgisayar monitörünün yeri göz seviyesinde ya da hafif aşağısında olmalı. Klavyenin yeri dirsek seviyesinde olmalı, ön kol ve bilekler yere paralel, doğru düzlemde olmalı. Masaya yakın oturulmalı. Öne doğru eğilmeyi önlemek için masa 15 derece eğimli olmalı. Daktilo, bilgisayar gibi araçlar kullanılıyorsa cihaz yaklaştırılmalı. Uzun süre oturulmamalı. Yaklaşık 45 dakikalık sürekli oturmadan sonra kalkıp 5 dakika kadar dolaşılmalı.

Araba kullanırken de düzenli aralar verilmeli. Direksiyona yakın, sırt koltuğa tam temas edecek şekilde dik oturulmalı. Yol vibrasyonunu absorbe edebilmek için eldiven giyilmeli. Yatma pozisyonunda sunta veya tahta üzerine konmuş orta sertlikteki şiltelerde yatılmalı. En uygun yatış pozisyonu omurganın doğal eğriliklerini destekleyen, aynı zamanda omurgayı olabildiğince düz tutan biçim olduğu unutulmamalı. Sırtüstü yatılırsa kalça ve dizler kırılmalı.  


ORGANLAR NE KADAR SÜREDE KENDİNİ YENİLER ?

Bilim adamları, vücuttaki organların yaşlanma sürecini aydınlattı.

Göz ve beyin dışında kalan tüm organlar kendini yenileyebiliyor ve böylece vücudumuz hayat boyu 10 yaşın altında kalmayı başarabiliyor.

Bilim adamları, vücuttaki organların yaşlanma sürecini aydınlattı.

Göz ve beyin dışında kalan tüm organlar kendini yenileyebiliyor ve böylece vücudumuz hayat boyu 10 yaşın altında kalmayı başarabiliyor.

İngiltere'de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre bu durumun nedeni, hücrelerin yenilenmesi yani eski hücrelerin yerini yeni hücrelerin alması olarak açıklanıyor.

Ancak bu "kalıcı gençlik" durumundan nasibini alamayan şanssız organlar da yok değil. Beyin, gözler ve sinir sistemi kendini yenileyemiyor. Beyinde; koku alma ve öğrenme merkezleri haricindeki diğer hücreler, tıpkı tam anlamıyla oluşumunu tamamladıktan sonra yenilenemeyen sinir sistemi ve kornea haricinde yenilenemeyen gözler gibi, yaşlanmaya karşı direnemiyor.

KALP KENDİNİ 20 YILDA YENİLİYOR

Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı. Ancak New York Üniversitesi'nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.

SAÇLAR KENDİSİNİ 3-6 YILDA YENİLİYOR Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor. Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.

MİDE DUVARI KENDİSİNİ 3-5 GÜNDE YENİLİYOR Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü'nden Jonas Frisen, hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı. Ancak nikotin, hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.

BAĞIRSAK KENDİSİNİ 2-5 GÜNDE YENİLİYOR Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen Bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti. İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri.Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.

DİL KENDİSİNİ 10 GÜNDE YENİLİYOR Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor.Bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.

Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri. İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay. Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine, sigara içilip içilmemesine göre değişiyor.Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında...

Gözler, kornea tabakası haricinde kendini yenileme özelliğine sahip değil. Zaman geçip yaş ilerledikçe gözleriniz de sizinle birlikte yaşlanıyor.Aynı şekilde beyin hücreleri de kendini yenileyemiyor ve yaşlanıyor.